Kaymakamın başkanlığında toplanan İlçe İnsan Hakları Kurulu ise şu üyelerden oluşmaktadır:


• İlçe belediye başkanı veya başkan yardımcısı,
• İl Genel Meclisinin ilçeden seçilen üyeleri arasından seçeceği bir temsilci,
• Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan siyasi partilerin ilçe başkanları veya görevlendirecekleri bir temsilci,• Fakülte veya yüksekokulun bu konuda görevlendirecekleri bir öğretim üyesi veya elemanı,
• Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan bir avukat veya hukuk fakültesi mezunu bir kamu görevlisi,
• İlçede görev yapan avukatlardan başvuranlar arasından kaymakamlık tarafından belirlenecek bir temsilci,
• İlçede görev yapan doktorlardan başvuranlar arasından kaymakamlık tarafından belirlenecek bir temsilci,
• Kaymakamlık tarafından belirlenecek meslek odalarından veya sendikalardan bir temsilci,
• Mahalli televizyon, gazete, radyo gibi kuruluşlardan başvuranlar arasından kaymakamlık tarafından belirlenecek bir temsilci,
• Muhtarlar Derneği başkanı, yoksa mahalle muhtarlarından başvuranlar arasından kaymakamlık tarafından belirlenecek bir temsilci,
• Okul-aile birliklerinden başvuranlar arasından kaymakamlık tarafından belirlenecek bir temsilci,• Sivil toplum kuruluşlarından başvuranlar arasından kaymakamlık tarafından belirlenecek en az iki temsilci.

Ayrıca Kurul Başkanları, gerekli gördükleri durumlarda ilgili kamu veya özel kuruluş temsilcilerini veya kişileri de toplantıya çağırabilmektedir. Dolayısıyla daha önce kurul üyesi olan Emniyet, Jandarma, Milli Eğitim ve Sağlık yetkilileri de gerektiğinde Kurul toplantılarına katılabilmektedirler.

Kurulların başkanlığının mülki amirler tarafından yürütülmesi ise, yine “Kurulların bağımsızlığı” açısından tenkit edilmektedir. Oysa Yönetmeliğe göre, Kurul Başkanları diğer üyeler ile eşit oy hakkına sahip olmaları yanında, alınan kararları veto etme yetkisine de sahip değildirler. Bunun yanında toplantı gündemini üyelerin tekliflerini de dikkate alarak hazırlamaları öngörülen (m.14-g) Kurul başkanlarının başvurularla ilgili yapılacak işlemler, inceleme ve araştırma raporlarının değerlendirilmesi gibi konularda da özel bir yetkisi bulunmamaktadır.

Gerek yönetmelik gerek uygulama incelendiğinde ise Kurul başkanlarının temel görevlerinin şunlar olduğugörülmektedir.

• Kurul üyeliği başvurularını değerlendirmek;
• Kurulun sekretarya hizmetlerinin yürütülmesini sağlamak;
• İlgili kurum ve kuruluşlarla yazışmaları ve gerekli görülen temasları gerçekleştirmek;
• Kamuoyu ve ilgili kuruluşlar nezdinde Kurulu temsil etmek;
• Kurul faaliyetlerini İnsan Hakları Başkanlığına raporlamak ve kamuoyuna duyurmak.

Tabii ki, Kurulda sivil kesimden gelen üyelerin çoğunlukta olması tek başına “çoğulcu katılımı” sağlamaya yeterli değildir. Önemli olan temsil edilen kurumun değil sahip olunan yaklaşımın “sivil” karakter taşımasıdır. Bu anlamda bakıldığında “sivil toplum kuruluşu” unvanı taşıyan pek çok kuruluşun “devletten daha devletçi” bir bakış açısıyla insan hakları konusunu değerlendirdikleri görülmektedir. Çoğulculuk, adı sivil olmakla birlikte insan hakları değerleriniözümsememiş, otoriter eğilimlere sahip kişi veya kuruluşların varlığıyla sağlanabilecek bir özellik değildir. Gerçek anlamda çoğulcu yapıya sahip bir Kuruldan söz edebilmek için, insan hakları konusunda hassasiyet sahibi, düşünce ve eylemleriyle insan haklarının ilerlemesine katkı yapabilecek, bu konuda söyleyecek sözü olan gerçek sivillerin Kurullarda görev alması, hiç kimsenin resmi politika dışında söylemleri bulunduğu gerekçesiyle Kurullardan dışlanmaması gerekmektedir.

İnsan hakları alanının iki ayrı ucunu bir araya getiren bu yapının temel esprisi “insan hakları ortak paydasında birlikte irade oluşturmak”tır. Buna göre Kurullarda görev yapan kamu temsilcileri, sivillerin hak ve özgürlüklerle ilgili talep ve şikâyetlerine karşı kategorik olarak “devleti savunma” refleksine sarılmayacakları gibi, sivil toplum temsilcileri de uzlaşmaz bir “devlete muhalefet” çizgisinin ötesine geçerek, ortak bir çaba ile insanların sorunlarının çözümüne yönelik somut öneriler, programlar geliştireceklerdir. Bu yönüyle bakıldığında Kurullar, devlet kurumları ve siviltoplum örgütleri dışında 21. yüzyılın “hızlı ve çözüm odaklı” anlayışına uygun, farklı türde bir yapılanma modelini temsil etmektedir.

 

İnsan Hakları İlçe Masası'na Kaymakamlık'larda veya kamu kurum ve kuruluşlarına konulmuş Şikayet Kutuları’na iletebilirler.


İnsan Hakları Kurullarına posta, e-posta veya şikayet kutuları yoluyla gönderilen başvurularda başvuru sahibinin açık adresinin belirtilmesi halinde yapılan işlemin safhaları veya sonucu hakkında en geç 30 gün içinde başvuru sahibine Kurul Başkanlığınca bilgi verilecektir.

 

İNSAN HAKLARI KURULUNA YAPILACAK BAŞVURULARIN KABUL EDİLEBİLİRLİK KISTASLARI

Başvuruda açık kimlik ve adres bilgilerinin bulunması:

Bu koşul, daha ziyade herhangi bir kamu görevlisi aleyhinde iddialar içeren başvurular açısından geçerlidir. Çünkü çoğu kez kişisel nedenler ve hasmane bir niyetle kamu görevlisini yıpratmak amacıyla bu tür isimsiz ve aynı zamanda da hak ihlâli iddiasından çok "ihbar" niteliği taşıyan notlar, "ihlâl iddiası" diye Kurullara iletilebilmektedir. Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun ilgili hükmü uyarınca, başvuru dilekçelerinde başvuranın açık kimlik ve adres bilgilerinin bulunması gerekir. Aksi takdirde somut bir konuyu da içermeyen ve Kurul tarafından gündeme alınmasında kamu yararı görülmeyen başvurular işleme konulmayacaktır. Buna karşın, somut veriler içeren, takip ve değerlendirilmesinde kamu yararı görülen başvuruların isimsiz dahi olsa incelemeye alınmasına Kurul tarafından karar verilebilecektir.

İddianın insan hakkı ihlali niteliği taşıması:

Uygulamada sıkça görüldüğü üzere iş talepleri veya nişanın bozulması sebebiyle tazminat talep edilmesi gibi tamamen idari veya adli organlara iletilmesi gereken ve insan hakkı ihlâli niteliği taşımayan başvurular söz konusu olabilmektedir. Kurul, başvurunun somut biçimde belli bir insan hakkının ihlâli iddiasını içermesi hususuna özellikle dikkat eder.

Mükerrer başvuru olmaması:

Yapılan başvuru, kurul tarafından daha önce incelenmiş başka bir başvurunun konusuyla esas itibariyle aynı nitelikte ise kabul edilmez. Ancak, başvurunun tarafları aynı olsa bile farklı ve yeni bir ihlâl iddiasının söz konusu edilmesi hâlinde mükerrer başvuru değerlendirilmesi yapılmayacak ve başvuru ele alınabilecektir.

Yargıya intikal etmiş konuların "adil yargılanma hakkı" ile ilgili yönü açısından incelenmesi:

İlke olarak mahkeme süreci devam eden ihtilâflar hakkındaki ihlâl iddiasının araştırılması ve incelenmesi Kurul tarafından kabule değer bulunmayacaktır. Ancak, devam eden yargılama sürecine yönelik ileri sürülen âdil yargılanma hakkı kapsamındaki ihlâl iddiaları ele alınabilir. Mesela uzun yıllardır karara bağlanmamış bir dava nedeniyle mağdur olan vatandaşların adil yargılanma hakkı çerçevesindeki ihlâl iddiaları değerlendirilir. Kurullar iddiaya konu olan olayın içeriğini değil, bu iddiayla ilgili yürütülen dava sürecinin adil yargılanma hakkını zedeleyip zedelemediğini inceleyebilir. Sözgelimi 8 yıldır sürekli olarak farklı mahkemelerin görevsizlik kararları vermesi nedeniyle bir türlü sonuçlanmayan bir iş akdi ihtilafında, Kurul, mahkemenin yerine geçerek söz konusu ihtilafta kimin haklı olduğunu araştıramayacaktır; çünkü böyle bir durum yargı yetkisine müdahale anlamını taşıyan bir sonuca yol açacaktır. Bununla birlikte söz konusu davanın yıllarca sonuçlanmaması nedeniyle yaşanan mağduriyet ise Kurulların asli ilgi ve görev alanına girmektedir. Çünkü yargının hızlı ve adil işlemesi her şeyden önce bir insan hakkıdır ve bu hakkın ihlâli de diğer tüm insan hakkı konuları gibi Kurulları özellikle ilgilendiren bir husustur.

Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) Doğrudan Başbakanlık Uygulaması Nedir?

             BİMER, bilişim ve iletişim teknolojileri kullanılarak hayata geçirilen bir halkla ilişkiler uygulamasıdır.İyi ve sağlıklı işleyen bir halkla ilişkiler uygulaması için günümüz iletişim teknolojilerinin kullanılması bir zorunluluktur. BİMER ile oluşturulan sistem sayesinde vatandaş ile devlet arasındaki iletişim kanallarının tümü açık tutularak müracaatların her zaman ve her yerden yapılabilmesi yanı sıra, müracaatlara cevapların da hızlı, etkin ve daha ekonomik bir şekilde verilebilmesine imkan sağlanmıştır.

Başbakanlığın Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)-Doğrudan Başbakanlık konulu 2006/3 genelgesi gereği söz konusu hizmetin devamı BİMER tarafından sürdürülmektedir.
 
Devam etmek için tıklayınız.